Görüldüğü üzere yolda Malatya’nın kuru, sıcak havasına denk
geldik.Güneş tepemden eksik olmuyordu.
Resimlerde göründüğü üzere doğada karasal iklimin hakimiyeti göze çarpıyor.Akdeniz çocuğu
olarak bozkıra alışık değildim.Bu yüzden
yol biraz sıkıcı bir hal aldı.
Yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonunda köye vardık ve dedemle beraber köyü gezmeye koyulduk.
Gençler Çeşmesi
1954 yılından bu güne kadar gelen tarih kokulu bir
çeşme.(Biraz restorasyon göze çarpıyor.)
Köy sakinlerinin anlattıklarına göre eskiden köyün suyu bu
çeşmeden sağlanıyormuş.Fotoğrafa bakınca inanması güç olabilir ama önceleri bu
çeşmeden oluk oluk su aktığı söylüyorlar.
Artık havuz sulama amaçlı
kullanılıyor.Görüldüğü üzere de havuzun köşesinden su halen akmakta.Havuz pek
temiz değil ama akan su içilebilir.
Sonunda Malatya’nın can damarı olan enine boyuna uzanan
kayısı bahçelerine ulaştım.
Şans eseri tam da kayısı zamanına denk geldim.Fotoğrafta pek
belli değil ancak ağaçların dalları kayısıların bolluğundan dolayı kırılacak
gibiydi.
Kayısılar yeterli olgunluktaydı…1-2 tane yemeden geçmek
ayıp olurdu.
Kayısılar normalde kasalara doldurulur.Ancak kayısıların bu
şekilde fileye(yere) serilmesinin amacı
“günkurusu” denilen kayısının başka bir çeşidini elde etmek.
Günkurusu yere serilen kayısının güneşte kurutulması ile
elde ediliyor.
Bu fotoğrafı ilerleyen günlerde çektim.Kayısılar yavaş yavaş
kararmaya başlamış.
Tahminen 1950-1955 yılları arasında annemin dedesi bizzat kendisi bu evi
yapmış.Yapımında kerpiç, toprak ve saman kullanmış.Yapımında büyük emek olan bu
ev şu an kullanımda değil.

Yorumlar
Yorum Gönder